Yeni Vefat Etmiş Kişinin Ruhu
Yeni vefat etmiş kişinin ruhu, mevta defnedilene kadar yaşadığımız bu âlemde midir ve etrafında olup biteni hissedebilir mi?
Ruh bir gerçektir ve kendi kendine kaimdir. Bedenden müstakildir. Bir cisme tutunmadan durabilir. Bedene bitiştiği gibi, bedenden ayrılabilir de. Bedende; yakıt içindeki ateş, zeytin içindeki yağ, yaş ağaç içindeki su gibidir. Kendine has bir yapısı vardır. Gider, gelir, bir yerde tutulabilir, tekrar gönderilebilir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de buna işaret olarak şöyle buyurulmuştur: “Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır.”[1] Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de ayeti tefsir edercesine şöyle dua ederdi: “Ya Rabbi, ismini anarak sırtımı yere koyuyor ve kaldırıyorum. Şayet ölürsem rahmet et; uyanırsam salih kullarını muhafaza ettiğin şeylerle benim nefsimi de muhafaza buyur.”[2]
Ölen insanın ruhunun bedenden ayrıldıktan sonra ilk serüvenlerini anlatan uzunca bir hadîs-i şerifin sonunda, ruhun bir ara tekrar bedene iade edildiği, iki meleğin gelerek, “Rabbin kim? Dinin ne? Size peygamber olarak gönderilen bu insan kim?” gibi sorular yönelttiği, inanan insanın bunlara doğru cevaplar vereceği, inanmayanların ise bu sorulara cevap veremeyeceği; sonunda inananların kabrinin rahatlatılacağı ve âdeta cennette yaşamaya başlayacağı, inanmayanların ise, kabirlerinin daraltılacağı ve cehennem azabı çekmeye başlayacağı anlatılıyor.[3] Dolayısı ile biz ruhun yaşadığına, hatta kabir hayatının varlığına inanırız. Ancak nasıl ve nice olduğu noktasında bilgimizin yeterli olmadığını ifade ederiz. Çünkü konu bu aklımızla çözebileceğimiz bir mesele olmaktan uzaktır. Ruh, ölmüş olan insanın yanındadır; ama normal hayattakine benzeyen bir canlılığa sebep olacak şekilde değildir. Ruhun bedenle olan alakasının beş şekilde olduğu izah edilmiştir. Ana rahmindeki ceninin ruhu, insan dünyaya geldikten sonraki ruhu, uykudaki insanın ruhu ki, bir cihetten bedende değil, bir başka cihetten bedende bulunmaktadır; berzah âlemindeki insan ruhu; cesetten ayrılmıştır ama, tam manasıyla uzaklaşmamıştır. Kabre gelen insanın selamını alabilecek, gelenlerin ayak seslerini duyabilecek şekilde olduğu hadîs-i şeriflerde beyan edilmiştir. Öldükten sonra dirilen insanların bedenlerine dönen ruhları, bir daha ebediyen o cesetten ayrılmayacaktır.[4]
Bütün bunlardan anladığımız, ölen insanın ruhu, o cesetten ayrılmıştır ama, tamamen uzaklaşmamıştır ve bizim bu kavrayışımızla anlayamayacağımız bir pozisyonda olacaktır.
[1] Zümer suresi, 39:42
[2] Buhârî, H. No: 6320; Müslim, H. No: 2714
[3] Buhârî, Ahkâmu’l-Cenâiz, 156-159
[4] İbn Ebi’l İ’zz, Şerhu Akidet-i’t Tahaviyye, Kabir Azabı Bölümü, s. 187