Yalancı Şahitlik Yapanın Tövbesi
Yalancı şahitlik yapan biri daha sonra pişman olursa nasıl tövbe etmelidir? Ayrıca kefaret ödemesi de gerekir mi?
Yalanın her çeşidi günahtır. Bazı yalanlar vardır ki, onlar sebebiyle haklı olan bir insan haksız olur ve gerçekler örtbas edilir. İşte yalancı şahitlik bu tür bir yalandır ve çok büyük bir günahtır. Allah’ın gazabını ve azabını hak eder.
Yalancı şahitlikte bulunan kimse, şayet bu şahitliği ile bir hakkın zayi olmasına sebep olmuş ise ve bu hak tazmin edilmesi mümkün olan bir zarar idi ise, o durumu maddi olarak tamir etmeli ve Allah’tan da af dilemelidir. Böyle bir durum mümkün değilse, tövbe ve istiğfarda bulunur, bir daha da böyle bir cürüm işlememeye gayret eder. Herhangi bir kefaret ödemesi gerekmez. Bunun anlamı ise, yapılan iş öyle büyük bir günahtır ki, kefaret onun günahına yetmez demektir. Onun işi ancak Allah’ın affına kalmıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) büyük günahları sayarken “İyi dinleyin, (büyük günahların en büyüklerinden) biri de yalancı şahitliktir.”[1] buyurmuş ve bu sözü durmadan tekrarlamıştır. Bu da işin ne büyük bir vebal olduğunu göstermektedir. Bunun da ötesinde hukukçularımız, yalancı şahitler için cezayı sadece ahirete bırakmamışlar, dünyada da hâkimlerin takdiri ile yalancı şahitler birtakım cezalara çarptırılır demişlerdir. Örneğin, İmam Ebû Hanîfe yalancı şahidin caddelerde teşhir edileceğini, İmam Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ise dayak ve hapis cezası ile cezalandırılacaklarını söylemişlerdir.[2]