Sünnetin Önemi
Kur’an ve Sünneti İslam’ın iki temel kaynağı olarak biliyoruz. Çağımızda bazı kimseler, hüküm koyma yetkisi sadece Allah’ındır diyerek sünnetin dinin kaynağı olamayacağını iddia ediyorlar. Sünnetin, Kur’an ile birlikte İslam’ın temel kaynağı olduğu nasıl izah edilebilir?
Sünnet, Peygamberimiz (s.a.v.)’in söz, fiil ve takrirleridir. Sünnetin de dinin temel kaynaklarından birisi olduğuna dair birçok Kur’an ayeti söz konusudur. Bunlardan birkaç tanesi şöyledir:
“O hevasından konuşmaz ve O’nun konuşması kendisine vahyedilenden başkası değildir.”[1], “Kim ki Resul’e itaat ederse, muhakkak Allah’a itaat etmiş olur.”[2], “Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.”[3], “Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”[4]
Bütün bu ayetler Peygamber (s.a.v.)’in sünnetinin dinde temel kaynak olduğunun en büyük delilidir. Bir hadîs-i şerifte de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ümmetimin fesadı anında kim benim sünnetime sarılırsa ona yüz şehit sevabı vardır.”[5]
[1] Necm suresi, 53:3-4
[2] Ahzâb suresi, 33:71, Nisâ suresi, 4:13
[3] Haşr suresi, 59:7
[4] Ahzâb suresi, 33:21
[5] Beyhakî, Zühd, Taberânî, et-Tergîb ve’t Terhîb, H. No: 65