Sigorta Şirketi İçin Pazarlama Yapmak
Sigorta şirketi için pazarlama yapmak, Müslüman ya da gayrimüslimlere bu konuda hizmet etmek doğru mu? Bu iş dinimize uygun bir meslek mi?
Soruya cevap vermek için önce sigortalar hakkında özet bilgiler vermek istiyoruz. Genel olarak sigortalar iki kısımda mütalaa edilebilir.
- Birincisi yardımlaşma amacıyla oluşturulacak bir sandıktan zararların ödenmesi şekliyle olan sigortalar.
- Diğeri ise, sigorta adıyla kurulan bir şirkete taksit veya pirim yatırmak suretiyle oluşturulacak sandıktan zararların ödenmesi şeklidir.
Birinci uygulamada toplanan meblağ, o meblağları yatıranların ortak malıdır. Bu ortakların zararları ödenir, geriye kalan kısım yatırıma dönüştürülebilir ve istediği zaman bu ortaklar hissesini alarak ayrılabilir.
İkinci çeşit sigortalarda ise, toplanan meblağ sigorta şirketi sahibinin malı olur. Sigorta üyelerinin ise, meydana gelebilecek zararlarının ödenmesi hakları vardır.
Aslında İslam dini, insanlar arasında dayanışmayı, acıları ve zararları paylaşmayı ve telafi etmeyi, en azından hafifletmeyi emir ve tavsiye etmiştir. Bundan dolayı da ister organizeli olsun, ister organize olmadan insanların belli miktarlarda mal veya parayı bir tarafa koyarak bir sandık oluşturmaları, sonra bunlardan birinin mal veya beden itibariyle hasar veya zarara uğrarlarsa, bu sandıkta birikenden ödemeleri caizdir. Daha sonra bunlardan birileri istediği zaman sandıkta kalan parasını çekmesi ve bu dayanışma sandığından ayrılması da caizdir.
Bu çerçevede kurulacak dayanışma sandığını bir kurum hâline getirmek; yeteri kadar büro ve personel istihdam etmek, giderleri bu sandıktan karşılamak da caizdir. Dolayısı ile böyle bir işletmede çalışmak caizdir.
Bugün yaygın olan sigorta şirketleri ise, aidat veya primlerden oluşan meblağları kendilerine mal etmek üzere alıyor; buna karşı belli rizikoları sigorta ediyorlar. Toplanan pirimler sigorta şirketi tarafından, istenildiği gibi ve çoğu zaman da faizli kredi şeklinde nemalandırılıyor; hem bu nemalar hem de sigortalılara ödenen primlerden artan meblağlara da sahip oluyorlar. Ayrıca bu sigorta şirketlerinin hem primleri nemalandırmaları, hem de milletlerarası şirketlerin kendilerini sigorta ettirmeleri nedeniyle zararları da söz konusu değildir.
Böyle bir akit, içinde birçok bilinmeyen şey olduğu için caiz ve meşru değildir. Böyle meşru olmayan bir akitle kurulmuş olan bir kurumdan kazanç sağlamak caiz değildir. Primlerden faiz yoluyla nema sağlamak haramdır. Böyle şirketlerin, primlerden artan kısma el koyarak sahip olmaları da caiz değildir. Çünkü verdikleri hizmetin bedeli rayiç bedeli geçmekte ve bu kısım organize sahiplerinin malı değildir. Öyle olunca da Müslümanların primli sigorta şirketleri kurup işletmeleri ve orada çalışmaları caiz değildir.
İslami kurallara göre caiz olan sigorta şirketlerine müsaade edilmediği ülkelerde ihtiyaç zarureti gereği, Müslümanların muhtemel hasarlarını sigorta ettirmeleri ve bunun için prim ödemeleri zarureten caizdir. Bu arada topladığı meblağı meşru yollardan nemalandıran sigorta şirketleri varsa bunlar tercih edilmelidir. Yine meşru alternatifin bulunmaması hâlinde -ki şu anda bu durumdayız- rizikolu değerlerin mevcut şirketlere sigorta ettirilmeleri ihtiyaca binaen meşru olduğundan bunun acentalığını yapmak ve verilen hizmetin değer karşılığını almak da caizdir. Ancak, hayat sigortası, ortada bir riziko ve hasar ödemesi olmadığı için, para alıp fazlasıyla geri ödeme şeklindeki sigortadır ve sigortalı için de meşru değildir. Böyle bir sigortanın acentalığını yapmak caiz değildir. Buna göre, bir Müslüman’ın gönül rahatlığı ile kazanç temin edeceği bir mesleğe yönelmesi daha iyi olur. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Şüpheli şeyi bırak şüphesiz şeye bak.”[1] buyurmuştur.
[1] Nesaî, Sünen, H. No: 5615