Ramazan Ayında Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Mazeretler
Ramazan ayında tehir veya terk yönü ile oruç tutmamayı mübah kılan mazeretler nelerdir?
Oruç
tutmamayı mübah kılan hususlar dokuz kadardır:
1)
Yolculuk:
Yolculukta
oruç terk edilebilir, tutulması faziletli görülmüştür.
2)
Hastalık:
Bir
insan şiddetli ağrı ve helak olmaktan korkarsa veya oruç tuttuğu
takdirde hasta olacağı tıbbi verilere ve tecrübeli doktorların
raporlarına göre kuvvetle muhtemel ise, böyle olan kişiler de
hasta hükmünde olurlar.
3)
Gebelik ve Çocuk Emzirmek:
Geçmişte
yaşanan bir tecrübe ya da mütehassıs adil bir Müslüman doktorun
vereceği raporla iftar ederler ve orucu tehir ederler.
4)
Yaşlılık:
Bunların
oruç tutmaya kudretleri olmadığı için, kaza etmeleri gerekmez.
Tutamadıkları her gün için bir yoksulu doyuracak kadar fidye
vermeleri yeterli olur.
5)
İleri Derecede Açlık ve Susuzluk:
Böyle
bir şeyin olması tecrübeye veya doktor raporuna göre kuvvetle
muhtemel ise, orucunu bozması caiz olur. Hatta ölüm tehlikesi
açıksa oruç tutması haram olur.
6)
İkrah (Zorlama): Ağır
tehdit altında kalan birisinin orucunu bozması mübahtır. Cumhura
göre üzerine kaza gerekir.
7)
Zor ve Meşakkatli İşlerde Çalışmak: Cumhuru
ulema, şayet açlık veya susuzluk sebebiyle sağlıklarına zarar
geleceğinden korkarlarsa iftar etmelerinin cevazına
hükmetmişlerdir. Bunlar gününe gün olarak oruçlarını kaza
ederler. Bu durumda olan işçiler, bir zarara uğramışlarsa iftar
etmeleri vacip olur.
8)
Boğulmak Üzere Olan Birini Kurtarmak vb. Durumlar: Gerekirse
orucunu bozması vaciptir, denilmiştir. Böyle bir durumda iftar
etmeden kurtarma işi yapılabilirse, orucu bozmak gerekmez. Bu
esnada boğazına su kaçarsa, orucu bozulmaz.
9)
Bazı Çağdaş Tedavi İmkânları:
İğne
yaptırmak ya da makattan fitil almak gibi şeyler orucu bozmaz.
Mideye salınan hortumun ucunu doktor elinde tuttuğu sürece oruç
bozulmaz. Parmağını dübürüne ithal etse, ya da iplik yutulsa,
ipliğin ucu elinde olsa, oruç bozulmaz. Oksijen ve nefes açıcı
spreyler de orucu bozmazlar.
Netice
olarak ifade etmek istersek; oruç ibadeti, netice itibariyle kul ile
Allah arasında kalan bir yükümlülük ilişkisi olduğundan,
mükelleflerin, yukarıda sayılan mazeretler ışığında kendi
inisiyatiflerini kullanmaları, mazeretleri içlerine sinmediği
takdirde orucu terk etmemeleri; ama haklı ve geçerli bir
mazeretlerinin bulunduğuna yine kendileri iyice kani olduklarında
bu ruhsatlardan yararlanma yoluna gitmeleri en güzel bir tutum
olur.