Ölmüşlerin Ardından Hayır Vermek
Kandillerde, kandil simidi, lokum ya da helva gibi yiyecekler alıp ikram etmekte bir mahzur var mıdır? Bu ikramlar “ölen kimselerin hayrına” niyetiyle yapılıyor çoğu zaman. Bunun ölmüşlerimize bir yararı dokunur mu?
Ancak insan öldükten sonra, başkalarının ölen insan için yapmış oldukları hayırlı işlerin sevabının ulaşıp ulaşmayacağı konusunda ihtilaf edilmiştir. Mu’tezile mezhebi, ölüye dirilerin yaptıkları hiçbir şeyin fayda vermeyeceğini iddia ederken[3] Ehl-i sünnet âlimlerinin hepsi, ölüye başkalarının yapacağı amellerin, duaların, istiğfarların fayda vereceği hususunda söz birliği etmişlerdir. Örneğin şu âyet-i kerîme daha önce iman edip de göçmüş olan kardeşleri için istiğfar eden müminleri övmüştür. Eğer istiğfarın ölülere bir faydası olmasaydı, Allah Teâlâ onları övmezdi: “Onlardan, sonra gelenler şöyle derler: Ey Rabbimiz, bizi ve bizden önce imanla geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma.”[4] Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de “Ölüye namaz kıldığınız zaman ona gönülden dua edin.”[5] buyurmuş; kendisi de kıldığı cenaze namazlarında ölü için dua etmiştir. Diğer taraftan cenaze namazı ölü için bir duadır. Efendimiz (s.a.v.), zaman zaman Baki kabristanını ziyaret eder; onlara selam verir ve dua ederdi.[6]
Verilen selam, edilen dua ölüye ulaşmasa ve dua fayda etmeseydi, bunu Peygamberimiz (s.a.v.) yapmazdı. Konu uzunca üzerinde durulması gereken bir konudur. Ancak soruda yöneltilen ve sadaka kabilinden olan şeylerin ölüye faydasının olacağı konusunda bir hadîs-i şerif meali vererek soruyu cevaplandırmak istiyoruz: Sa’d b. Ubâde (r.a.) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü dedim, annem vefat etti, (onun adına) yapacağım sadakanın hangisi efdaldir?” Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Su!” buyurdular. Bu cevap üzerine Sa’d bir kuyu kazdı ve “Bu kuyu Sa’d’ın annesi içindir dedi.”[7] Nafile olarak sadaka vermek isteyen Müslümanların ise, bütün inananlara (mümin ve müminelere) niyet etmesi daha faziletlidir. Çünkü bunun sevabı onlara ulaşır, kendisinin sevabından da herhangi bir şey eksilmez.[8]
[1] Müslim, Vasiyyet, 14; Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 14; Tirmizî, Ahkâm, 36; Nesâî, Vesâyâ, 8; Dârimî, Mukaddime, 4; Ahmed İbn Hanbel, 2/372
[2] Süleyman Toprak, Ölümden Sonraki Hayat-Kabir Hayatı, s. 453, Sebat Ofset, 2. Baskı, Konya 1989
[3] İbn Kayyım el-Cevziyye, er-Ruh, 117; Beyrut, 1975
[4] Haşr suresi, 59:10
[5] Ebû Dâvûd, Sünen, Cenâiz, 59
[6] İbn Mâce, Cenâiz, 36; Nesâî, Cenâiz, 103
[7] Nesâî, Sünen, 11/440, H. No: 3606 (Mektebetu Şâmile)
[8] Vehbe Zuhaylî, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, (Terc. Heyet) 3/9; Risale yayınları, İstanbul 1990