Kız ve Erkek Çocuklar Arasında Ayrım Yapmamak
Birçok kültürde genellikle erkek çocuklarının aile büyükleri tarafından kız çocuklarından daha önde tutulduğunu gözlemliyoruz. Kız çocuklarının erkek çocuklarına nazaran çok daha sıkı bir kontrol mekanizmasına tabi tutulduğu gözüküyor. Evlat yetiştirirken kız ve erkek çocuk arasında bir ayrım yapılabilir mi?
Dinimizde, çocuklar arasında kız ve erkek ayırımı yapmak, birini diğerinden üstün tutmak, caiz değildir. Çünkü kız evladı da erkek evladı da insana veren Allah (c.c.)’dur. Kulun burada dahli yoktur. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Göklerin ve yerin mülk ve tasarrufu Allah’ındır. O, dilediğini yaratır. Kimi dilerse, ona kızlar bağışlar, kimi dilerse ona erkekler lütfeder. Yahut (çocukları) erkekler-dişiler olmak üzere çift verir. Kimi de dilerse, onu kısır bırakır. Muhakkak ki, O alîmdir, her şeyi bilir. Kadîrdir, her şeye gücü yeter.”[1] buyurulur. Dolayısı ile hiçbir Müslüman, çocuğunun erkek olmasıyla övünemeyeceği gibi, kız olmasıyla da yerinemez. Çünkü önemli olan, çocuğun kız veya erkek olması değil, hayırlı birer evlat olmasıdır. Kızı da oğlanı da yaratan Allah olduğuna göre, kız çocukları da erkekler gibi aynı sorumluluk ve mükâfatla muhatap olduklarına göre, aralarında bir ayırım yapmak elbette caiz olamaz.
Hz. Enes (r.a.)’ın rivâyet ettiğine göre, bir adam Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yanında oturuyordu. Bir ara adamın bir erkek çocuğu geldi. Adam çocuğu öpüp dizleri üzerine oturttu. Biraz sonra adamın bir de kız çocuğu geldi. Adam onu da yanına oturttu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Niçin ikisini bir tutmadın?” diye adamı kınadı. [2]
Aynı manadaki bir başka hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Allah’tan korkunuz. Evladınız arasında adaletle muamele ediniz.”[3] Bundan dolayıdır ki, çocuklar arasında erkek-kız ayırımı yapılmamalı, hepsi eşit şekilde sevilmelidir. Kız çocuklarının hor görülmesi câhiliye devrinden kalma çok çirkin bir davranıştır. Erkeğin eğitimi ve terbiyesi ne ise kıza da aynı haklar ve imkânlar verilmelidir. Kızlara belki daha fazla ihtimam gösterilmelidir.
[1] Şûrâ suresi, 42: 49-50
[2] M. Yusuf Kandehlevî, Hayâtu’s-Sahâbe, c. 3, s. 47
[3] Râmuz, c. 1, H. No: 1310