İslam’ın Çevre Sorunlarına Bakışı
Çevre sorunlarının önlenmesi için İslam neyi öngörmektedir?
Her şeyden önce Kur’ân-ı Kerîm, tabiatı ve içindekileri insana Allah’ı hatırlatan kâinat ayetleri olarak görmeyi ve âlemi ibret ve hikmet nazarıyla izlemeyi öğütler. Çevremizdeki canlı ve cansız bütün varlıkların her birinin tıpkı biz insanlar gibi bir “ümmet” olduğu bildirilmiştir.[1] Diğer taraftan evrende yaratılmış her varlık insanın hizmetine sunulmuş bir emanettir. Allah’ın insana yüklemiş olduğu en temel kulluk görevlerinden birisi de bu emanete saygı göstermek ve onu emanet bilinciyle korumaktır. İnsan israf etmeden, ihtiyaç fazlası tüketim savurganlığına düşmeden ihtiyaç duyduğu kadar meşru olarak istifade edebilir. Peygamberimiz bir hadîs-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Yedi şey vardır ki kişi kabirde bile olsa onlardan hasıl olan sevap devamlı surette kendisine ulaşır. Öğretilen ilim, halkın istifadesi için akıtılan su, dikilen ağaç, inşa edilen mescit, bağışlanan Kur’an ve iyi terbiye edilmiş evlat.”[2]
Buradan da anlaşılıyor ki bir Müslüman için çevre bir “rakip”, sorumsuzca harcayacağı bir “nesne” olmayıp, başka insanların da üzerinde temel haklara sahip olduğu ortak kullanım alanıdır. Bu bakımdan kişi, kendi malını dahi sorumsuzca tüketim hakkına sahip değildir. Yine Peygamberimiz (s.a.v.) kıyamet vakti bile olsa kişinin elindeki ağacı dikmesini, savaşlarda bile yeşili tahrip etmemeyi ve canlı varlıklara dokunmamayı, ayrıca insanların ihtiyaç duydukları su kaynaklarının kirletilmemesini emretmek suretiyle çevreye duyarsız davranışlarda bulunanların hem dünya hem de ahirette cezalandırılacaklarını beyan etmiştir. Bunun dışında örneğin Hz. Peygamber, ensardan Hariseoğullarının talebi üzerine el-Gabe adlı yeri işaret ederek, “Kim buradan bir ağaç kesecek olursa, onun yerine bir ağaç diksin.” buyurarak bölgeyi sit alanı olarak ilan etmiştir.[3] Bunun haricinde Mekke gibi Taif ve Medine’yi de çevre koruma alanı olarak ilan etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Ağaçları kesilmez, hayvanları avlanmaz, otu yolunmaz ve ağaçlarının yaprağı koparılmaz.”[4]
[1] En’âm suresi, 6:38
[2] İbn Mâce, Mukaddime, 1/888
[3] Belâzurî, Fütûhu’l-Buldan, Beyrut 1958, 1/17
[4] Buhârî, Cihat, 71