İslam’da Tesettür
İslam’da tesettürün kapsamı nedir?
Tesettür, Arapça bir kelimedir. Sözlükte, örtünmek, gizlenmek, bir şeyin içinde veya arkasına saklanmak anlamlarına gelir. Bir fıkıh terimi olarak ise, tesettür, erkek veya kadının dinen örtülmesi gereken yerlerini örtmesi demektir. Bir kimsenin örtmesi gereken ve başkasının bakması haram olan yerlerine “avret mahalli/avret yeri” denir.
Yukarıdaki tariflere göre, tesettür deyince akla sadece kadınların örtünmesi gelmemelidir. Çünkü tesettür aynı zamanda erkekleri de ilgilendiren bir olgudur. “Ey Âdemoğulları! Şeytan ana ve babanızı kötü yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak nasıl cennetten çıkardıysa, sizi de aldatmasın.”[1], “Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu suretle) Âdem Rabbine asi olup yolunu şaşırdı.”[2] ayetlerine göz atarsak görürüz ki, ilk örtü, ilk insanlar Hz. Âdem (a.s.) ve Hz. Havva validemizle başlamış ve ayetlerde örtünme ihtiyacı, hem erkeğin hem de kadının görülmemesi gereken yerlerini kapatmaları noktasında bir gereksinim olarak ortaya çıkmıştır.
Erkeklerin kendi eşleri dışındaki kimselerin yanında ya da namazda, göbekle diz kapağı arasını örtmeleri farzdır. Sağlam görüşe göre diz kapağı da avret yeri kapsamına girer. Kadınların ise el, yüz ve ayakları dışında, sarkan saçları dâhil bütün bedenleri namazda veya yabancı erkeklerin yanında örtülmesi gerekli olan yerlerdir. Nûr suresinin 31. ayetindeki, başörtüsü (hımar-humur) ve Ahzâb suresinin 59. ayetindeki dış giysi (cilbab-celabîb) terimleri birlikte değerlendirilince, kadının iki parçalı bir giysi şekliyle örtünmesi istenmektedir.
[1] Â’râf suresi, 7:27
[2] Tâhâ suresi, 20:121
[3] A’râf suresi, 7:31
[4] Ebû Bekr el-Cassas, Ahkâmu’l-Kur’an, tahk. M. es-Sadık Kamhavî Kahire (t.y.), IV, 205 vd.; Elmalılı, Hak Dini Kur’an Dili, c. III, s. 2151-2152