İnfak’ın Önemi
İnfağın birey ve toplum için anlam ve önemi nedir?
İnfak sıfatına sahip insan deyince; ihtiyaç alanlarının farkında olan, onları önemseyen, sahip çıkan, ihtiyaç alanlarına ulaşmayı görev bilen, verirken itina ile hareket eden ve olumsuzluklardan etkilenmeme duyarlılığına sahip hayır ehli insan akla gelir. İnfak toplumu ise rahmetin ve şefkatin yaygın hâle geldiği, sevginin ve muhabbetin derinden yaşandığı toplumdur. Ecdadın kuş evlerinde, sadaka taşlarında, sebillerinde, imaretlerinde, vakıflarında hep infak toplumunun nişanelerine tevafuk etmekteyiz.
Beşeriyetin fazilet zirveleri olan sahabe-i kirâm ve onların izinden giden Müslümanların hayatları infak menkıbeleriyle dopdoludur. Şu örnek oldukça anlamlıdır: Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sabah namazını kıldıktan sonra ashâbına dönüp, “İçinizde bugün oruçlu olan var mı?” diye sordu. Hz. Ömer (r.a.), “Yâ Resûlullah! Dün gece oruç tutmak aklıma gelmedi, onun için şimdi oruçlu değilim.” dedi. Hz. Ebû Bekir (r.a.) ise “Ben dün gece oruç tutmayı düşündüm ve sabaha oruçlu çıktım.” dedi. Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz yine, “İçinizde bugün hasta ziyaretinde bulunan var mı?” diye sordu. Hz. Ömer (r.a.), “Yâ Resûlullah! Sabah namazını yeni kıldık ve yerimizden ayrılmadık, nasıl hasta ziyaret edebilelim ki?” dedi. Hz. Ebû Bekir (r.a.) ise “Duydum ki kardeşim Abdurrahman bin Avf rahatsızlanmış. Mescide gelirken, bakayım durumu nasıl olmuş diye, ona bir uğrayıverdim.” dedi. Yine Fahr-i Kâinat Efendimiz: “İçinizde bugün bir yoksulu doyuran var mı?” diye sordu. Hz. Ömer (r.a.) “Yâ Resûlallah! Sabah namazını yeni kıldık ve henüz yerimizden ayrılmadık.” dedi. Hz. Ebû Bekir (r.a.) ise “Mescide girdiğimde, ihtiyacını arz eden birini gördüm. Oğlum Abdurrahman’ın elinde bir parça arpa ekmeği vardı. Onu alıp yoksula verdim.” dedi. Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v.), “Seni cennetle müjdelerim (ey Ebû Bekir)!” buyurdu. Hz. Ömer derin bir iç çekerek; “Âh cennet!” dedi. Efendimiz onun da gönlünü alacak bir söz söyledi: “Allah Ömer’e rahmet eylesin, Allah Ömer’e rahmet eylesin! Ne zaman bir hayır yapmak istese Ebû Bekir muhakkak onu geçer.”[1] buyurdu.
[1] Heysemî, III/163-164; Ebû Dâvud, Zekât, 36, H. No: 1670; Hâkim, I, 571, H. No: 1501