Hüzünlenmek ve Ağlamak
Bir derdimiz bir sıkıntımız olduğunda dua ediyoruz. Ama aynı zamanda da ağlıyoruz. Ağlamak sabırsızlık mıdır? Bu konuda Peygamber Efendimiz’in tavsiyesi nedir?
Elbette dertlerden, problemlerden kurtulmak için Allah’a dua ederiz. Zaman zaman da karşılaştığımız zorluklar karşısında hüzünlenir ve ağlarız. Bunlar sabırsızlık anlamına gelmez. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), oğlu İbrâhim vefat ettiği zaman hüzünlendi ve ağladı. Bu durumu garipseyen Abdurrahman b. Avf (r.a.), “Ya Resûlallah! Halk musibet anında sabretmeyebilir, fakat sen de mi?” diye hayretini ifade etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.): “Ey Avf’ın oğlu! Bu durum, bir babanın çocuğuna karşı beslediği rikkat ve şefkattir. Yoksa sabır ve tevekkülü zedeleyen bir haykırış ve ağıt yakma değildir.” buyurdu. Sonra Resûlullah’ın bu gözyaşlarını diğer damlaların izlediği görüldü. Bunun üzerine de Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Göz ağlar ve kalp mahzun olur. Biz, Rabbimiz’in razı olacağı sözden başka bir kelime ile kederimizi ifade etmeyiz. Ey İbrâhim, senin ayrılığınla çok mahzun ve kederliyiz.” buyurdu.[1] Elbette üzülmek ve üzüldüğünü göstermek insani bir davranıştır. Üzülürken önemli olan hadîs-i şerifte görüldüğü gibi, Allah’ın razı olacağı davranış içinde olmak ve konuşmak, Allah’ın razı olmadığı biçimde hareket etmemektir. Allah en iyisini bilir.
[1] Buhârî, Cenâiz, 44; Ebû Dâvûd, Cenâiz, 24; İbn Mâce, Cenâiz, 53, 60; Ahmed b. Hanbel, III, 193