Gayrimüslimler ile Komşuluk Hukuku
Komşuluk hukuku bakımından komşunun gayrimüslim ya da Müslüman olması fıkhî yönden fark oluşturur mu?
İslam’da komşuluk haklarının tahakkuku noktasında hem fiziki mesafe hem de akraba olma veya olmama yönünden bazı farklılıklar vardır. Çünkü âyet-i kerîmede “…Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve maliki bulunduğunuz kimselere ihsan ile muamele edin, iyi davranın…”[1] buyurulmaktadır. Aslında soyca yakın olan komşu ile uzak olan komşunun haklarının korunması ve gözetilmesi her Müslüman’ın vazifesidir. Bazı âlimler, uzak ve yakın komşuluğu din esasına göre değerlendirmiş ve “Yakınlık sahibi olan komşu, Müslüman komşudur. Uzak komşu ise, Yahudi ve Hristiyan olan komşulardır.” demiş olmakla birlikte, ister Müslüman olsun isterse gayrimüslim olsun her komşunun hakkının gözetilmesi gerekir.
Hz. Âişe validemizden rivayet edilen bir hadîs-i şerifte, “Durmadan Cebrail bana komşuyu tavsiye etti. Hatta o kadar ki, Allah komşuyu komşusuna vâris kılacak zannettim.”[2] buyurulmuştur. Tâbiînin büyüklerinden Mücahid (r.a.) diyor ki: “Abdullah b. Ömer (r.a.)’ın yanına vardım. Hizmetçisi koyun yüzüyordu. Birkaç defa ‘Koyunu yüzdükten sonra dağıtmaya Yahudi komşumuzdan başla!’ diye tembih ettiğini işitince, ‘Ne çok tekrarlıyorsun!’ dedim. Bunun üzerine (yukarıdaki hadîs-i şerifi) bana hatırlattı.”