Çocuk Eğitiminde Çocuklar Arası Eşit Muamele
Anne-babanın maddi imkânı olduğu hâlde çocuğuna istediği oyuncağı almamasında veya küçük çocuğa yeni oyuncak alınmayıp büyük çocuğun oyuncağıyla oynamasının söylenmesinde bir adaletsizlik var mıdır?
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ısrarla üzerinde durduğu hususlardan birisi de çocuklar arasında eşit muamelenin yapılmasıdır. Yani anne ve babaların çocukları arasında kız-erkek, büyük-küçük demeden, ayırım yapmamaları gerekir. Sahabeden Nûman b. Beşir (r.a.) anlatıyor: “Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem Amra Bint Ravâha, ‘Bu hibeye Resûlullah’ı şahit kılmazsan kabul etmiyorum.’ dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şahit kılmak için babam, beni de alarak Resûlullah’a gitti. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.v.): ‘Başka çocukların da var mı?’ diye sordu. (Babamın) ‘Evet!’ cevabı üzerine, ‘Aynı şekilde bütün çocuklarına hibede bulundun mu?’ diye sordu. Babam: ‘Hayır!’ deyince, ‘Allah’tan korkun, çocuklarınız hususunda adil olun!’ dedi. Babam oradan ayrıldı ve hibeden rücu etti.”
Bu hadîs-i şerifin başka versiyonlarında, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in şu cümleleri de sarf ettiği belirtilmiştir: “Çocuklarınızın arasını eşit tutun. Bunu iade et, beni şahit kılma. Ben cevre (zulme) şahitlikte bulunamam. Bu doğru değil, ben ancak hakka şahadet ederim. Buna benden başkasını şahit kıl, çocuğun senin üzerindeki haklarından biri, onlara eşit davranmandır.” Tirmizî’nin açıklamasına göre, bu hadisten hareketle, İslam âlimleri, “ihsân ve atiyye”de olduğu gibi “öpücüğe varıncaya kadar” zahire akseden her hususta eşitliği şart koşmuştur.[1] İslam âlimleri, bu hükme varırken, “Allah, öpücüğe varıncaya kadar her hususta, çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever.” gibi hadisleri de esas almışlardır.[2]
Bir oyuncak konusu da olsa, imkânı olduğu hâlde küçük çocukla büyük çocuk arasında ayrım yapılması dinimizde hoş görülmez. Evlatlar arası adaletsizlikten sayılır mı? Evet, adaletsizlikten sayılır. Nitekim Allah (c.c.), “Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”[3] buyurmuştur.
[1] İbrahim Canan, Hz. Peygamber’in Sünnetinde Terbiye, s. 172-1771
[2] Suyutî, el-Câmiu’s-Sağîr, II/297
[3] Mâide suresi, 5:8