Bildiğini Gizleyerek Şahitlikten Kaçmak
Evlilik çağına gelmiş kız ya da erkek için uygun bir eş adayı arandığı zaman, aday hakkında kişinin o şahsı iyi tanımasına, şahsın iyi ya da kötü özelliklerini bilmesine rağmen fikrini söylememesinin ve bu konuda istişareye katılmamasının hükmü nedir?
Bir olaya tanık olup, onu ilgili yerlerde anlatan kişiye şahit adı verilir. Dinimizde şahitlik konusu son derece önemlidir. Çünkü bir davanın ispatının en önemli delillerinden birisi şahitliktir. Şahitlik aynı zamanda dinî bir görevdir. Adaletin gerçekleşmesi ve hakkın ortaya çıkması büyük ölçüde şahitlerin şahitlik görevini yerine getirmelerine bağlıdır. Şahitlik etme hususunda Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulmuştur: “…Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.”[1], “Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik etmesin.”[2]
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise şahitliğin önemi hakkında şöyle buyurmuştur: “Şahitlik için çağırıldığı hâlde, bildiğini gizleyerek şahitlikten kaçınan kimse, yalancı şahitlik yapmış gibidir.”[3] Şahitlik konusunda bu kadar uyarıya rağmen bir Müslüman hakikaten bildiği bir konuda davet edildiği hâlde tanıklıkta bulunmazsa mesul ve günahkâr olur. Ancak aynı konuda başka şahitler varsa ve bir hukuk zayi olmayacaksa, şahitlikte bulunmamaları mesuliyeti gerektirmeyebilir. Soruda dile getirilen hususta tanıklıkta bulunmamak, doğru olmaz. İki Müslüman bir hayat kurmak istiyor, diğer Müslüman’ın da onlara yardım etmesi gerekiyorsa, bunu yapmak gerekir. Aksi takdirde bir Müslüman’ın eda etmesi lazım olan bir sorumluluk yerine getirilmemiş ve belki de mutlu bir yuvaya engel olunmuş olur.