Bayramda Küsleri Barıştırmak
Bayramlar aynı zamanda küslerin barışma zamanıdır. Bu bağlamda küsleri barıştırmanın hükmü nedir? Küsleri barıştırmak için yapılabileceklerin sınırı nedir?
Allah Resulü (s.a.v.) de “Size, namaz, oruç ve sadakadan daha üstün bir şey göstereyim mi?” diye sormuş, sahabe ise “Evet, ya Resûlullah” deyince; Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sözü şöylece tamamlamıştır: “Arabulmak, barıştırmaktır; Çünkü aranın bozulması dini kökünden kazımaktır. Yoksa saçı kökünden kazır demiyorum.”[3] Bir diğer hadîs-i şerif ise şöyledir: “Birbirinize kin tutmayın, birbirinizle hasetleşmeyin, birbirinizden arka dönüp uzaklaşmayın. Ey Allah’ın kulları! Birbirinizle kardeş olun. Bir Müslüman’ın din kardeşini üç günden fazla terk etmesi (yani dargın durması) helal olmaz.”[4]
Öyleyse Müslümanların, dinimizin yasakladığı bu durumu düzeltme noktasında yardımcı olmaya çalışmaları ahlaki açıdan en önemli görevlerinden birisidir. Dargın Müslümanlarsa, inatla dargınlıklarını sürdüreceklerine, büyüklerimizin, “Müslüman’ın Müslüman’a küslüğü tülbent kuruyuncaya kadardır.” dediğini düşünerek arabuluculuk yapmak isteyenlerin bu hayırlı teşebbüslerini bir barışma vesilesi olarak görmelidirler. İşte bayramlar, dargın ve küskün olan insanların barışmalarına vesile olabilecek en güzel zaman dilimleridir.
Arabuluculuk yapmada nasıl davranılması ve neler söylenebilir; bir sınırı var mıdır diye baktığımızda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in şu hadîs-i şerifi aklımıza gelmektedir. Efendimiz şöyle buyuruyor: “Halkın arasını düzelten ve bunun için iyilik kastıyla söz taşıyan ve yine iyilik düşüncesiyle yalan söyleyen, yalancı değildir.”[5] Bilindiği gibi dinimizde yalan söylemek büyük günahlardandır. Karı-koca veya diğer insanların arasını bulmak için yalan söylemeye müsaade edilmiş olması, arabuluculuğun ne kadar önemli bir ahlaki görev olduğuna işaret etmektedir.
[1] Enfâl suresi, 8:1
[2] Hucurât suresi, 49:10
[3] Tirmizî, Sünen, Kıyâme, 56
[4] Müslim, Birr ve Sıla, 23
[5] Buhârî, Sulh, 1