Oruca ne zaman başlayalım ne zaman Bayram edelim?
İslam dünyasında ramazan ayının vakti konusunda çeşitli ihtilaflar oluyor. Bazı ülkeler bir gün önce veya sonra ramazan orucuna başlayabiliyor. Bu durumda Avrupa’da bulunan Müslümanlar Suudi Arabistan’ı mı esas alarak oruca başlamalıdır?
Müslümanların aynı gün oruca başlayıp, aynı gün bayram ilan edip, bayram yapmaları son derece güzel ve ideal olan bir durumdur. Fakat yıllar var ki, böyle bir durum maalesef yaşanmamaktadır. Her ramazan ayı geldiğinde veya bayramların ilan edilmesinde farklı farklı tarihler duyurulmakta ve Müslümanlar farklı farklı tarihlerde oruca başlamakta ve bayram yapmaktadırlar. Bu durumun bir an önce halledilmesi ve Müslümanların birliğe kavuşmaları bizim de en kalbî dileğimizdir.
Zamana bağlı olarak farz kılınmış ibadetlerin başlama ve sona erme tarihlerinin tespiti şeri delillerin işaretiyle ve ilmî/astronomik verilere bağlı olarak yapılır. Bu konuda bir tek kural ve prensip yoktur, birçok kriter söz konusudur. Bu kuralların birbirlerine yakın olanları olduğu gibi uzak olanları da vardır. Devletler ve sivil toplum kuruluşları bu prensiplerden hareketle takvimlerini oluştururlar. İşte bu kriterler sebebiyle farklı sonuçlara ulaşılır. Bunların tamamı birer içtihat kararıdır. İçtihatla varılan neticelerde ise isabet olmazsa bir sevap, isabet olursa iki sevap vardır.
Bilindiği gibi, öteden beri iki tür takvim sistemi kullanılagelmiştir. Bunlardan biri güneşin hareketlerine bağlı olarak takip edilen takvim sistemidir ki, buna şemsî takvim sistemi denir. Şubat ayı bazen 28, bazen de 29 gün çeker, diğer ayların bir kısmı da 30 ve 31 gün çekerler. Diğer takvim sistemi ise, ayın hareketlerine göre tespit edilen takvim sistemidir ki, buna kamerî takvim sistemi denir. Bu sisteme göre aylar genellikle 29 gün, bazen de 30 gün çeker. Bazı aylar da nadiren 28 gün çekebilir. İslami ibadetlerin bir kısmı -oruç ve hac gibi- kamerî takvim sistemine uygun olarak gerçekleşir.
Kamerî aylar, ayın kavuşum (içtima) durumundan sonra batı ufkunda görülmesi veya güneş battıktan sonra görülebilecek şekilde ufkun üstünde mevcut olduğunun kesin olarak bilinmesiyle başlar, aynı şekilde hilalin tekrar görülmesiyle sona erer. Oruç ibadetinin tutulacağı ay da bu kamerî takvimin ramazan ayıdır. Çünkü Cenâb-ı Hak, Kur’an’ında: “Ramazan ayı… İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur’an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahit olursa artık onu oruçlu geçirsin.”5, Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de: “Hilali görünce oruca başlayın, onu tekrar görünce bayram yapın. Eğer hilali göremezseniz şaban ayını otuza tamamlayınız.”6 buyurarak bu ayı tespit etmedeki usulü tarif buyurmuştur.
Bundan hareketle IGMG hilali tespit ederken, aktif üyesi olduğu Avrupa Fetva ve Fıkhî Araştırmalar Konseyi’nin Mayıs 1999’da Köln Konferansı’nda, Haziran 2008 tarihinde IGMG Genel Merkez’inde yapılan toplantıda ve 30 Haziran- 4 Temmuz 2009 tarihinde yapılan İstanbul Toplantısı’nda alınan kararlara istinat etmektedir. Bu kararlara göre, ister çıplak gözle, isterse modern ilmin rasat metotlarıyla olsun, asıl olan hilalin ru’yeti görülmesi gerekir. Bunun yanında astronomların hesapla tespit ettiği kamerî ay başlarına da dinen itibar edilir. Ancak onların bu tespitlerini hilalin güneş batıktan sonra ve görüşe mâni engellerin bulunmaması hâlinde gözle görülebilecek şekilde, ufukta fiilen mevcut olması esasına dayandırmaları gerekir ki, buna hükmî ru’yet denir. Bir diğer karara göre de hilalin görülebilmesi için belli bir yer şart değildir; yeryüzünün herhangi bir bölgesinde hilalin görülmesinin sabit olması yeterlidir. IGMG bu esaslar çerçevesinde hilal tespitini cemaatiyle paylaşıyor. Soruda ifade edilen ülkelerin hangi çerçevede bu ilanları yaptığını kesin olarak bilememekle beraber onların da rasat raporlarını baz aldığını tahmin ediyoruz. Cemaatimize tavsiyemiz, kendi kurumlarımızın kararlarını takip etmeleridir.
5 Bakara suresi, 2:185
6 Buhârî, 6/481; H. No: 1776 16