Evlilikte Yaş Sınırı
İslam’da evlilik için asgari yaş sınırı var mıdır, varsa nedir? İslam’a göre‚ imam nikâhı yeterli sayılır mı? Nikâh Osmanlı Devleti’nde nasıl uygulanmıştır?
İslam’da küçüklerin evlendirilmesini yasaklayan görüş, İslam’ın evlilikten hedeflediği maksat ve gayesine daha uygundur. Temyiz çağındaki çocuğun evlenme akdi mevkuftur; yani velisinin izni ve hâkimin oluruna bağlıdır. İslam’a göre evlilik tarafların hür rızası ile olur. Zor altında kıyılan nikâh batıldır. Buna göre, temyiz çağına gelmemiş bulunan çocuk, evlenme ehliyeti bakımından reşit değildir ve evlenme akdi de muteber olmaz. Kişilerin bizzat evlenme akdini yapabilmelerinin muteber olduğu çağ, evlenme rüşdüne erdikleri çağdır. Burada yaş sınırı Ebû Hanîfe’nin içtihadı ve 1917 tarihli Osmanlı Hukuk-i Aile Kararnamesi tercih edilerek büluğ çağına girişin üst sınırı olan erkekte 18, kızda 17 yaş olmalıdır.
Eşyada aslolan mübahlık olmasına rağmen namus konularında asıl olan haramlığın esas alınması nikâhın ehemmiyet ve hassasiyetini göstermektedir. Kur’an’ın ifadesi ile sorumluluğu ağır bir akit olan evlilik çok sıkı şekil şartlarına bağlanmalıdır. Dinî hassasiyetlerin zayıfladığı günümüzde verilen sözler tutulmamakta, iyi niyetler istismar edilmektedir. Bu durum da zayıf olanın ezilmesine ve hakkının gasp edilmesine yol açmaktadır. İçinde yaşadığımız şartlarda yalnızca dinî denilen nikâh ile yetinmek, dinin önem verdiği şeri evlilik hukukunu korumak için yeterli değildir. Evliliğin yüklediği hak ve sorumlulukların güvence altına alınabilmesi ancak nikâhın resmiyet kazanması ile mümkündür. Dolayısıyla resmî nikâh kıyılmadan dinî nikâhın kıyılması doğru değildir.
Osmanlı dönemine baktığımızda nikâhlarının bir kısmı mahkemelerde kadı kontrolünde kıyılmıştır. Bu durumda hâkim, tarafların evlenme ehliyetine sahip olup olmadıklarını, aralarında evlenmelerine mâni bir durumun bulunup bulunmadığını araştırmakta, nikâhı kıyarken bütün şartları deftere kaydetmektedir.
Çeşitli sebeplerle kadıya başvuramayanların, nikâhları kadı tarafından değil ama yine kadı kontrolünde bir din adamı, çoğu kere mahallenin imamı tarafından kıyılmıştır. Fakat imamlar her istediklerinde nikâh kıyamazlardı. Öncelikle taraflar bulundukları mahalin mahkemesinden o din adamına hitaben yazılmış izinnameyi getirdiklerinde bu vazifeyi yerine getirirdi.