Aile İçi Fikir Farklılıkları
Aile içi fikir farklılıkları nasıl değerlendirilmelidir?
Eşlerin yetişkin olmaları hasebiyle mutlaka kendilerine ait bir muhakeme güçleri vardır. Bilgileri, görgüleri ve buna dayalı olarak fikir sahibi olmaları kaçınılmazdır. Elbette uyumlu bir aile olmak için eşlerin azami ortak noktalarının olması elzemdir. Ancak birinin diğerini tasdik etmediği noktalar olabilir. Eşler arasındaki ihtilaf, itikadi konularda, ibadetlerin edasında, haram ve helal sınırlarında, kısaca “Şeair-i İslam” dediğimiz hususlarda zıt kanaatlere sahip olmaya kadar varmadığı sürece dinen mahzur teşkil etmez. Eşlerin farklı zevklere, düşüncelere, hayat bakışına sahip olmaları, onlar için bir zenginlik olarak algılanmalı, dinî esaslar etrafında birleşen çiftler, birbirlerini tekdüzeleştirmek gayretinde olmamalıdır. Bunun yanı sıra Kitap ve sünnet ile tespit edilmiş hususlara uyulması konusunda eşler birbirlerini uyarmalıdır. Bu durumda ölçü bellidir; dinin temel kaynaklarında kesince belirtilen bir hususa, kadın ya da erkek fark etmeden tüm Müslümanlar uymalıdır. Bu durumda şahsi fikirlerdeki mutabakattan ziyade dinî esaslardaki fikir birliği esastır. İslam’ın temel prensipleri, kadına ya da erkeğe göre değişiklik arz eden prensipler değildir; örneğin iffetli olmak, sadece kadının görevi değil, erkeğin de dinî yükümlülüğüdür. Zira İslam’ın temel prensipleri Allah (c.c.) tarafından belirlenir, kullar tarafından değil. Bunun yanında günlük yaşamın ufak ayrıntıları konusunda tabii ki ihtilaf hasıl olabilir, sınırı Allah (c.c.) tarafından çizilmeyen her kural, eşler arasında sorgulanabilir ve tartışılabilir.