Beyin Ölümü Gerçekleşmesi Durumu
Beyin ölümü gerçekleşmiş hasta dinen ölü sayılır mı? Solunum cihazına bağlı olanların fişleri beyin ölümü gerçekleşti diye çekilebilir mi?
Cürcânî’ye göre ölüm, “Hayatın zıddı olarak yaratılan vücûdî bir sıfattır.” Diğer bir tarife göre “Nefsin cesedi kullanmayı bırakmasıdır.” En meşhur tarife göre ise, “Ölüm, bedenden ruhun ayrılmasıdır.”[1] Bir kimsenin öldüğünün kesin vuku bulduğuna emin olmak için bu İslam âlimleri tarafından ölüm alametlerine bakılmış, zannı galip bile olsa bir kimsenin öldüğüne hüküm verilmemiştir. Ancak organ nakli konusu gündeme gelip, nakledilecek organların canlı olması gerektiği söz konusu olunca, ölüm anının tespiti tartışmaları tıpçı, hukukçu ve din âlimleri arasında başlamış oldu. İslam âlimleri de bu tartışmalara iştirak etti. Ağırlıklı olarak iki görüş ortaya çıktı. Bunlardan bir kısmı beyin ölümünü ölüm kabul ederken diğer kısmı bunu reddetti. Geri dönüşü olmayan koma hâli olarak tanımlanan beyin ölümünde, kaybedilen beyinsel işlevler geri dönmüyor ve kalbin kısa bir süre sonra durmasıyla vücut ölümü de gerçekleşiyor. Yani aslında beyin ölümünde ölüm gerçekleşmiyor; hastanın geriye dönüşü mümkün görülmediği için, ölmüş kabul ediliyor.
Biz, beyin ölümünü şifa ümidi çok düşük bir ihtimal olan koma hâli olarak kabul ediyoruz. Dolayısıyla da beyin ölümü tanısı konan bir kimsenin ölmüş olduğuna hükmetmiyoruz. Buna bağlı olarak da hayati destek ünitelerinin fişlerinin çekilmesine de cevaz vermiyoruz. Bugün her ne kadar organ nakli tedavide alternatifsiz gibi gözükse de, etik olanın, yapay organların veya hücre kopyalama tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi ve şeri ölümden sonra, organ nakli yapılabilmesi için şartların oluşturulmasını tavsiye ediyoruz.
[1] Cürcânî, Ta’rifât, “Mevt” Maddesi