Eğlenmenin Sınırı
Eğlenmek meşru mudur? Eğlenme ile ilgili İslam dininde bir sınırlama bir tanzim var mıdır?
Habip Yazıcı Durumu yayınlanmak üzere'ye değiştirildi 2 Mart 2024
İnsan bedeni sürekli olarak çalışmaya uygun değildir. İbadet için bile olsa daimî bir hareket içinde olmak bedeni yorgun düşürür. Bundan dolayı da zaman zaman dinlenmeye ihtiyaç vardır. Genelde dinlenmek mübahtır. Ancak bunun da bir sınırının olması gerekir. Eğlenme bir gaye veya hayatın kendisi hâline gelirse mübahlık sınırı aşılmış olur. İbadet yaparken dahi aşırılığı hoş görmeyen bir dinin mensupları olarak, hayatı sırf eğlence hâline getirme ruhsatımız olamaz. Buna karşılık bazı eğlencelerimiz vardır ki, bunlar ibadete dönüştürülebilir ve bize sevap dahi kazandırabilir. Kişinin eşi ile beraber vakit geçirmesi, ok atma talimi yapması, yüzmeyi öğrenmesi ve yüzmesi, at talimi yapması[1] teşvik edilen helal eğlence türlerindendir; bu niyetle yapıldıkları takdirde bunlar için ibadet sevabı olması bile söz konusudur. Yine Peygamber Efendimiz (a.s.) “Gözünün, bedeninin, eşinin, misafirinin ve arkadaşının senin üzerinde hakkı vardır.”[2] buyururken zaman zaman dinlenmenin, eğlenmenin ve istirahat etmenin önemine vurgu yapmaktadır.
Eğlenme, yol güzergâhındaki molalar gibi olmalıdır. Mola vermeden hedefe varmak zordur. Ancak yolun bütününü mola olarak görürsek hedefe varamayız. Dolayısıyla her akşam saatlerce TV veya internet karşısında kalarak vaktimizi uygunsuz yere harcamamız doğru olmaz. Zira zamanda da israf caiz değildir. Bedene ve beyne yararı olan eğlenceler tercih edilmelidir. Çocuklarda eğlenme zamanı biraz daha uzun tutulabilir. Aile sahibi birisi ise eğlenmek, arkadaşlarla vakit geçirmek için kahve ve lokallerde saatler harcamamalıdır. Onun dinlenmesi belki bir çay içimi kadar olmalıdır. Çünkü vakit öldüren kendini öldürmüş olur.