İslami Açıdan Tembellik
İslami açıdan tembelliğin kesin sınırları çizilmiş midir?
Tembellik; kişinin gücü ve şartları yerinde olduğu hâlde, nefsine aldanarak, yapması gerekenleri yapmama hâlidir. Bir başka tarifle; kişinin yapması gereken işi, yapması gereken zamanda, yerde ve şekilde yapmamasıdır. Bu tabir çalışmayı ve iş görmeyi sevmeme, çaba göstermekten, sıkıntıya katlanmaktan kaçma ve vücuttaki herhangi bir organın tıbbi fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık göstermesi manaları için de kullanılır. Tembelliğin en büyük nedeni iç disiplin zayıflığı, motivasyon eksikliğidir. Tembelliği yenmenin yolu, insanın kendi nefsine hâkim olması, yapması gereken işleri zamanında ve yapılması gerektiği şekilde yapmayı öğrenmesidir.
Dilimizde kullandığımız tembel kelimesi Farsçadan gelir. Arapça karşılığı ise, “kesel” kelimesidir. Kesel, önemli kabul edilen konular hususunda ilgisiz ve lakayt davranmak demektir. Tembellik anlamında “k-s-l” kökünden gelen, tembeller manasına gelen “kusâla” kelimesi Kur’an’da iki yerde geçer. Bu ayetlerin mealleri şöyledir: “Şüphesiz münafıklar Allah’a oyun etmeye kalkışıyorlar; hâlbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı da pek az hatıra getirirler.”[1], “Onların harcamalarının kabul edilmesini engelleyen, onların Allah ve resulünü inkâr etmeleri, namaza ancak üşenerek gelmeleri ve istemeyerek harcamalarından başka bir şey değildir.”[2]
Dinimizde tembellik şöyle dursun, iki günün eşit olması bile zarar olarak görülmüştür. Cenâb-ı Hak, “Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul.”[3] emri ile miskin miskin oturmanın mümin kullarının işi olmaması gerektiğini belirtirken; “De ki: (Yapacağınızı) yapın! Amelinizi Allah da, resulü de, müminler de görecektir. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilen Allah’a döndürüleceksiniz de O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.”[4] ayetinde de tembelliğin müminin özelliklerinden olamayacağına vurgu yapar. Resûlullah (s.a.v.) de “Bir kimse kendi eliyle çalışıp yediğinden daha hayırlı bir şey yememiştir.”[5] buyurarak yine tembelliği yermekte ve çalışkanlığı övmektedir.
[1] Nisâ suresi, 4:142
[2] Tevbe suresi, 9:54
[3] İnşirâh suresi, 94:7
[4] Tevbe suresi, 9:105
[5] Ebû Dâvûd, 9/406, H. No: 3061