Irkçılık Yapan Kişinin Hükmü
Bazen kişi kendi ırkı veya milletiyle alakalı olarak bunlara kutsiyet atfeden övücü ifadeler kullanabilmekte. Bunu yapan kişinin hükmü ne olur? Örneklerle açıklar mısınız?
İnsanı yaratan Allah (c.c.), “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, Ondan en çok korkanınızdır.”[1] buyuruyor ve bütün insanlığı kendisinin yarattığını haber veriyor. Kendi milletini ve ırkını üstün kabul etmesinin yanında başka milletleri daha aşağı görmüş olması elbette büyük vebaldir. Çünkü bunda (haşa) insanı yaratana kafa tutma söz konusudur. Sanki kendi milletini kendisi yaratmış, başka milletleri bir başkası yaratmıştır. Elbette her millet kendisinin ortaya koyacağı güzel eserlerinden dolayı sevinebilir, zaman zaman kıvanç duyabilir; bunda bir zarar söz konusu değildir. Bunun ötesine geçerek kendi ırkının diğer ırklardan üstün ve özel olduğuna inanır; diğer milletlerin hor ve aşağılık olduğu kanaatine varırsa Allah’ın yasakladığı bir haram işlenmiş olur.
İslam dini birçok batıl ve sakat inanış ve anlayışı yıkmış ve değiştirmiş olduğu gibi ırkçılık anlayışını da yıkmıştır. “Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler.”[2] ayeti buna örnek olan Allah’ın emirlerinden sadece birisidir. Hz. Bilâl (r.a.) ile karşılıklı atışan Hz. Ebû Zer el-Gıfârî (r.a.), bir ara aşırı öfkelendi ve Hz. Bilâl (r.a.)’ı anasının siyah renkli olması yönü ile ayıplayarak “Ey kara kadının oğlu!” diye bağırdı. Durumdan haberdar olan Efendimiz (a.s.), Ebû Zer (r.a.)’a, “Sen içinde hâlâ câhiliye âdeti taşıyan bir adamsın.” dedi ve olayı tasvip buyurmadı.[3]
Ancak bazı kavimler ve milletler yapmış oldukları hayırlı amelleri sebebiyle, her ne kadar tamamı aynı vasıfta olmasa da genel bir övgüye mazhar olabilirler. Böyle bile olsa bu durum diğer milletleri hafif ve küçük görme sebebi olamaz. Nitekim Peygamber Efendimiz hem Buhârî’de hem de Müslim’de rivayet edilen bir hadîs-i şerifte İslam’a hizmet etmiş ve çok büyük hayırlara vesile olmuş ilk üç nesli şöylece övmüştür: “Nesillerin en hayırlısı benim içinde bulunduğum nesil, daha sonra onları takiben gelen iki nesil (sahabe, tâbiîn ve tebe-i tâbiîn)dir.”[4]
Sahabe neslinin içinde Ebû Cehil’in oğlu İkrime (r.a.) ve müşriklerin reislerinden Utbe’nin kızı Hind (r.a.) de vardı. Bunların babalarının kötülükleri, kendilerinin hayırlı nesiller olmasına engel olmadığı gibi, Ebû Leheb’in küfrü ve kötülükleri, Hz. Hamza (r.a.)’ın “şehitlerin efendisi” makamına erişmesine engel teşkil etmemiştir.
[1] Hucurât suresi, 49:13
[2] Hucurât suresi, 49:11
[3] Buhârî, Sahih, H. No: 2545
[4] Buhârî, Sahih, H. No: 2509; Müslim, Sahih, H. No: 6635